Emine Altındal

Araştırmacı Yazar Emine Altındal İle Röportaj

Bize kendinizi anlatır mısınız, sizi tanıyalım ?

Multi kültürel bir ailenin içine doğmuş olmanın kazandırdığı artıların yanı sıra, oldukça kaotik bir ortamda geçti çocukluk yıllarım. Küçük yaşta babamın (Aytunç Altındal) siyasi duruşundan ve yaşantısından dolayı toz pembe bir aile ortamımız olmadı pek. Annemin (Ayşe Anna Bidermann) İsviçre kökenli olmasından dolayı hayatımın ilk yıllarından 18 yaşıma kadar hep yurtdışı menşeli büyüme şansı yakaladım. Bu sayede birkaç yabancı dil ve farklı farklı kültürleri öğrenme fırsatı buldum. İsviçre Zürih’te yaşadığımız süreçte MODUS VİVENDİ adlı bir sanat galerisi, kültür ve yayın evimiz vardı. Bu sanat camiasında Türk ve yabancı bir çok ünlü ve değerli sanatçı ve entelektüel şahısla tanıştım ancak yaşım küçük olduğundan daha henüz kimlerin kim ve kimlerden olduğunu pek farkında değildim. Sonralardan idrak ettiğim ve ah keşke aklım o zamanlar da erseymiş dediğim bir çok önemli kişiyle tanışmışım zamanında meğersem.


1993 senesinde İstanbul’a kesin dönüş yaptık. Annem ve babam boşandılar ve ben Türkiye’ye alışmaya çalıştım uzun süre. Babamın siyasi ve yazarlık kariyeri o sırada yükselişteydi. Onun kitaplarını okumaya başladığımda gözlerim açılmaya başladı. Onun konuları ile ilgilenmeye ve araştırmaya başladım. O zamanlar tabi bilgisayar veya internet olayı yoktu. Fazlasıyla kitap okuyordum. Babamla oldukça bölük pörçük olan ilişkimi toparlayıp artık sıkça onunla görüşüp fikir alışverişlerinde bulunmaya başladım. Bazı konularla ilgili fikirlerine, onları anladığım için katılıyordum bazılarını ise pek kafam basmadığı için ısınamıyordum.

Uzun lafın kısası bugün yazıyor olmamın baş sebebi elbette babamın bana
kazandırmış olduğu perspektiftir. Aklım yettiğince ve elimden geldiğince ona layık ve de aynı zamanda ailemin beni yetiştirdiği gibi hür iradeye sahip, kendi ayaklarının üzerinde duran ve kendi fikirleri peşinde giden bir birey olmaya çalışıyorum.

Emine Altındal

Ezoterizm nedir ? Ezoterik nedir ? Ezoterizm , Spiritüel , Frekans gibi kavramlar ülkemizde ne kadar biliniyor ? Bu kavramlar hakkında bizi bilgilendirirmisiniz ?

Ezoterizm yani içerikçilik bazı derin bilgilerin ehil olmayanlardan gizlenerek bu işin erbabı kişiler tarafınca el verilerek yani inisiyasyon yöntemi ile aktarılması ve öğretilmesidir. Ezoterizm asla bir din veya bir inanç sistemi değildir. Aslında tam tersi o felsefi öğretilerden oluşan bir mezheptir. Mistisizm ile eş anlamlı kabul edilebilen kesin bilgilerdir.

Günümüzde anlaşılan Spiritüalizm ile karşılaştırılması çok yanlıştır. Spiritüalizm tabiri eski Hristiyanlık da ortaya çıkmıştır ve ‘Tanrının suretinde’ kutsal Ruha hizmet eden anlamında kullanılmıştır. Orta çağın sonlarına doğru bu hayatı farklı bir zihinsel ve ruhsal anlamda algılayan yani alışılmış veya bilinenin dışında farklı bir mental bakış açısına sahip kişilerin kendilerini tasvir ettikleri bir terim haline gelmiştir. Şimdilerde ise spiritüalizm eski manasını tamamen yitirmiş olup, biraz Kristallere ilgisi olan, yoga yapan veya meditasyonla ilgilenen herkes kendini spiritüel olarak adlandırabiliyor.


”Ben spiritüelim” ya da ”o çok espritüel birisi” tabirleri de bana oldukça komik geliyor açıkcası. Yaşayan her insanın içinde bir ruh vardır. Ruhu olmayan hiç kimse yoktur, yani bu günümüzde evrilmiş spiritüel kavramıyla bakılırsa herkes spiritüeldir demektir. Spirit ruh demektir. Bu tabi günümüzdeki spiritüel veya spiritüalizm anlamında kullanılırsa.Bir çok kişi artık dindar değil ama spiritüel olarak tanımıyor kendisini ve bu aslında oldukça büyük bir kavram kargaşasısına yol açıyor kelimenin kökeni bilmeyince. Bu kişilerin kendilerine Omnist diye hitap etmeleri daha doğru olur kanımca.

Yaşamış olduğumuz salgın süreci hakkında düşünceleriniz nelerdir ?

Sizce insanlık bir testten mi geçiyor yoksa birileri bizim geleceğimizi mi şekillendiriyor?

İçinden geçtiğimiz süreç sadece bir salgın süreci değildir. Bu sürece resmi olmayan ancak eskiden şimdiye aktarılmış olan bir çok doktrinde de geniş bir yer verilmiş zaten.
Algılarımızın açıldığı, dünya rezonansının ve manyetik alanın resetlendiği (sıfırlandığı) ve yeniden programlandığı bir çağı olarak bilinir. Buna da Foton Kuşağa deniyor. Kıyamet, aslında kıyam yani uyanış ve ayağa kalkma çağıdır. Yine resmi olmayan kayıtlara göre bu çağ en az 2000 sürecektir. Bu insanlık tarihinde şahit olduğumuz yeni bir dönemin başlangıcı ve büyük bir dönüşüm / değişim sürecidir.


Pandemi, savaş, doğal afetler veya doğal olmayan insan yapımı felaketler, iklim değişikliği, kaos ve bu kaosun içinden yeniden şekillenecek olan yaşam sürecidir. Bu yapay, yani laboratuvar icadı Pandemi de bu sürecin bir parçası olduğuna inanıyorum. Dünya nüfusunu azaltma girişimi bir kontrol yöntemidir Bu da sadece korku ile icat edilebilir.


Yeni Dünya Düzeninin 200 yıl kadar öncesinden tasarlanmış ve yürürlüğe sokulmuş oyunlarından biridir. Buna çıkarılan suni savaşlar ve ekonomik çöküşler dahildir. İnsanlık bir yere kadar bir testten geçiyor evet ancak o da bireysel duruşumuz ve farkındalık seviyemizi yükseltmekle alakalı olduğunu düşünüyorum. Onun dışında evet geleceğimiz çok bilinçli bir şekilde şekillendiriliyor.

EZOTERİZM

Gelecek ay çıkacak olan Ezoterizm dergisinde yazılar yazacaksınız ?
Dergi ve içeriği hakkında bizi biraz bilgilendirirmisiniz ?

Ezoterizm adı dergimizin ilk sayısı bugün yani 1 Mart akşamı saat 21:00’de okurlarıyla buluşacak. Bu dergiye Turkcell’in Dergilik uygulamasından isteyen abone olarak isteyen aylık takip etmek suretiyle ulaşabilirler. Dergimiz bünyesinde bulunan bir çok farklı menşeli yazar, sıradışı haber ve pek bilinmeyen ancak merak uyandıran konuları ele alacak. Bu derginin içeriğinde sunulmuş olan bilgiler, kimini rahatsız edecek belki ancak karşı görüş veya tezat düşünce kalıplarına sahip okurların da bir nebze olsun kendi sabit fikir ve düşüncelerini kırabileceklerini umuyorum.

Son olarak ; Dünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu kaotik gidişat hakkında düşünceleriniz nelerdir ? Yakın gelecekte bizleri neler bekliyor bu konudaki öngörüleriniz nelerdir ? Web sitemiz hakkındaki yorumlarınızı alabilirmiyiz ?

Bu sorunun cevabını zaten büyük ölçüde 3. sorunun cevabını da vermiştim. Buna ekleme yapmam gerekirse şunu söylemek isterim ki bu benim şahsi fikrimdir şu andaki Rusya – Ukrayna Savaşı’nın mağduru sonunda biz olabiliriz. Ben fazla siyasete girmeyi tercih etmiyorum ve bu konularla ilgili düşüncelerimi kendime saklamayı tercih ediyorum. Her zaman dünya barışından yana olmuşumdur. Tüm insanlık ve doğa sadece birkaç adamın hırsı ve egosu yüzünden 1000 yıllardır sömürülmüş ve katledilmiştir. Hayat maalesef tekerrürden ibarettir ve en güzel dilek ve umutları içimizde beslesekte olasılıkları öğrenip en kötüsüne de hazırlıklı olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bu aydınlatıcı web sitenizde bana yer verdiğiniz için teşekkür ediyor ve çalışmalarınızda başarılar diliyorum sayın Kemal bey.

KÜLTÜR SANAT TURİZM
Share Button